
Eczacıbaşı Güvencesiyle

Lansmana Özel %50 + Üyelere Özel Ek %5 İndirim

500 tl ve Üzeri Ücretsiz Kargo

Hızlı Teslimat

İşte, okulda veya kişisel hayatınızda elde ettiğiniz başarılar sonucunda bu başarıları kabul mü ediyor, yoksa “Şans eseri başarılı oldum.” düşüncesine kapılarak kendinizi mi sorguluyorsunuz? Cevabınız ikinci seçenekten yana ise bu endişe halinde yalnız olmadığınızı söyleyelim. Çünkü belirli bir başarıya ulaşmış pek çok insan, hatta ünlü oyuncular veya bilim insanları bile imposter sendromu olarak bilinen bu kaygıyı yaşadığını dile getiriyor. Peki, imposter sendromu nedir?
Gelin, birlikte başarılarımız ile aramıza bir duvar örmemize sebep olan imposter sendromunu yakından tanıyalım.

Imposter sendromunu -diğer adı ile sahtekarlık sendromunu- bulundukları konumda belirli başarılara ulaşmış insanların tüm başarılarına rağmen kendilerini yetersiz hissettikleri, kendi yeteneklerini sorguladıkları ve içten içe sahtekar olduklarını düşündükleri bir durum olarak tanımlamak mümkün. Ancak şunu belirtelim ki bu durum, teşhis edilebilir bir psikolojik rahatsızlık değil.
1970’lerde psikolog Suzanne Imes ve Pauline Rose Clance tarafından ortaya atılan imposter sendromu, sadece bilişsel bir çarpıtma olarak tanımlanıyor. İlk olarak sadece profesyonel hayatta bulundukları konumu ve elde ettikleri başarıları kendilerinden bağımsız dış faktörlerle ilişkilendiren kadınlar için kullanılsa da daha sonrasında yapılan araştırmalar, cinsiyet veya konum fark etmeksizin herkesin bu durumu yaşayabileceğini gösteriyor. Yani imposter sendromu her yaştan, cinsiyetten ve meslekten insanı etkileyebilir. İş dünyasında başarılı bireyler, öğrenciler, sanatçılar, bilim insanları, hatta ünlü kişiler bile bu duygularla baş başa kalabilir.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi imposter sendromu, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatiksel El Kitabı’nda ruhsal bir bozukluk olarak tanımlanmıyor. Bu nedenle aslında bu sendromun varlığını belirlemek için belirli bir semptom listesi yok.
Ancak imposter sendromuna dair bu zamana kadar yapılan çalışmalar sonucunda imposter sendromuna sahip bireylerin belirli ortak duygu ve düşünce kalıplarına sahip olduğunu söylemek mümkün. “Peki, bunlar nelerdir?” diyorsanız sahtekarlık sendromunun belirtileri olarak nitelendirebileceğimiz özellikleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Tüm bu belirtilerden de anlaşıldığı gibi imposter sendromu, kişinin başarılarından şüphe duyma ve bu şüpheyle kendini manipüle etme süreci. Bu süreçte de kişiler, aslında kendi kişisel özelliklerine göre farklı tepkiler gösterebilir. Kimisi için bu süreç mükemmeliyetçi bir bakış açısıyla aşırı çalışma ile ilerlerken kimisi için de sorumluluktan kaçma davranışına dönüşebilir. Bu da aslında imposter sendromunun türlerini oluşturan temel konu.
Imposter sendromu, kişilik özelliklerine ve deneyimlere bağlı olarak farklı şekillerde kendini gösterebilir. En yaygın karşılaşılan imposter sendromu türlerini ise şu şekilde sıralamak mümkün:
Imposter sendromu olarak bilinen başarıdan kaynaklı sahtekarlık hissi, aslında başarıya yüklediğimiz anlam ile doğrudan bağlantılı. Hayatımızdaki farklı unsurlar ise bu anlamın oluşması ve şekillenmesi için oldukça etkili bir yapıya sahip. Çocukluk deneyimleri, iş ve arkadaşlık ortamı veya sosyal medya gibi unsurlar imposter sendromunu tetikleyen nedenler arasında.
Örneğin LinkedIn kullanıcılarına yönelik 2023 tarihli bir anket sonucunda platformu kullanmanın ve diğer insanların gönderilerine göz atmanın sahtekarlık düşüncelerini tetiklediği belirtiliyor. Yani çevremizde gördüğümüz, başarı tanımımızı şekillendiren her bir söylem veya örnek, aynı zamanda kişinin kendi başarılarını sorgulamasına ve kendisinden şüphe duymasına yol açabiliyor.

Tabii ki elde ettiğiniz başarılardan kaynaklı olarak hissettiğiniz her korku veya kaygının imposter sendromu olmayacağını unutmamak gerek. Çünkü yaşadığımız herhangi bir değişim veya aldığımız herhangi bir sorumluluk üzerine “Şimdi ne yapacağım?” kaygısı yaşamak aslında oldukça doğal. Herkes zaman zaman böyle bir şüphe yaşayabilir. Burada önemli olan ise yaşanılan bu hissi deneyimleme sıklığı. Yukarıda sıraladığımız imposter sendromu belirtileri sürekli olarak devam ediyorsa bu durum, kişinin yaşam kalitesini ve kariyerini doğrudan etkileyebilir.
“Peki, ne yapmam gerekli?” diyorsanız imposter sendromunun yarattığı şüphe halini hafifletmeye yardımcı olabilecek dikkat etmeniz gereken birkaç husus bulunuyor. Tüm bu hususları ise şu şekilde sıralayabiliriz:
Tüm bu unsurlara dikkat ederek başarılarınızı yok saymak yerine sahiplenebilir ve “Evet, ben başardım.” demenin güvenini kazanabilirsiniz. Bu süreçte unutmamanız gereken ise yalnız olmadığınız. Çünkü bu denli uyarana maruz kaldığımız bilgi çağında, özellikle sosyal medyanın etkisi ile pek çok kişi farklı endişeler ve içsel mücadeleler yaşayabiliyor. Bu yaşanılan endişe hali ise “Acaba hata mı yapıyorum?” düşüncesini tetikleyerek kendimizden şüphe duymamıza sebep olabiliyor.
İşte, bu hislerden biri olan FOMO ise hem sosyal medyanın düşünce yapımızdaki etkilerini gösteren hem de kendi hayatımızı sorgulamamıza neden olan bir korku. Sosyal medyanın ortaya çıkardığı bir kaygı durumu olan FOMO hakkında detaylı bilgi almak isterseniz “Kaçırma Korkusu: FOMO Nedir, Etkileri Nelerdir?” yazımızı okuyabilirsiniz.
*Burada yer alan bilgiler bir sağlık profesyoneline danışmanın yerine geçemez. Sağlığınız için lütfen doktorunuza ve/veya eczacınıza danışınız.

Hızlı Destek 08507575347

Canlı Destek 05358786549

Müşteri Hizmetleri 08503040408

İstanbul, Türkiye
Yeni çıkan ürünler, lansmanlar, indirimler ve daha fazlası için bültene kayıt olun!
Kampanya ve duyurulardan haberdar olmak için ticari ileti almayı kabul ediyorum. Ticari Elektronik İleti Onayı okumak için tıklayın.